Başlıksız Belge
Anasayfa Yazılar Videolar Resimler İletişim Üye Ol

 
bilginin adresi
MENU  
  ANA SAYFA
  TARİH
  OSMANLI TARİHİ
  OSMANLI HANEDANLIĞI
  PROGRAMLAR
  -DİNİ VİDEOLAR-
  sitemap
  .
  Mümin Nasıl Olur?-TB
  Allah'a İtaat Eden Şerefli Müslümanlarız-TB
  Cennet ve Cennetlikler-TB
  Sahabe Hayatı
  Peygamber Efendimiz-TB
  Manevi Nimetler-TB
  99 Oğlum Olsa KUR'AN-I KERİM Okuturum-TB
  Hayırlı İnsan Kime Denir?
  Kıyamet Günü Nimetlerden Sorgu-TB
ANA SAYFA
DİNİ MESELELER
DİNİ VİDEOLAR
RESİM GALERİSİ
FORUM
İLETİŞİM

Dinler Arası Diyalog

DİNLER ARASI

DİYALOG

 

E. Sadettin Doruklu

 

 

Baştan söyleyelim, bir müslüman elbette herkesle diyalog içinde olabilir, hatta kimi zaman olmak zorundadır. Mesela, bir müslüman, komşuluk gibi bir münasebetle bir misyoner ya da papazla da diyalog içinde olabilir. Fakat, muhatap olarak hıristiyan ‘birey’leri değil de ‘kurum’ları karşınıza aldığınızda, bireylerin iradesini aşan bir kurumsal politika ile karşı karşıyasınız demektir. Bunu yaptığınızda bir yandan da, hıristiyan toplumda papazların sahip oldukları ayrıcalıklı konumu ‘tanımış’ olursunuz. Halbuki hıristiyan toplumlarda papazların elde ettikleri konum, o toplumların inanç düzeyinde bozulmasının temel sebeplerinden birini oluşturmaktadır. Hıristiyanlarla bir diyaloğa girip onları ‘irşad’ edeceksek eğer, niyetimiz çok iyi olsa bile, bu iş ‘papaz örgütleri’ ile olamaz. Einstein, "Bir sorun, o soruna yol açan düşünce düzeyinde çözülemez” derken önemli bir düşünceyi dile getiriyor. Yine, ‘yönetim’le ilgili bir kitapta şu anlamda bir cümleye rastladığımı hatırlıyorum: “Bir örgüt ya da işletmede soruna yol açan yapının o sorunu çözmeyi başardığına şimdiye kadar tanık olmadım.”

Bununla birlikte, ‘örgütlü kilise’lerle diyaloğa girilemeyeceği konusunda kesin bir olumsuz tavır içinde olmak yanlıştır diye düşünenler bulunabilir. Farklı bir açıdan bakıldığında belki haklı olabilirler, fakat diyalog süreçleri ile ilgili ‘ilke ve politikaları’ karşı taraf belirliyorsa, bundan bir şey çıkmaz ve böyle bir faaliyet diyalog değildir. Şayet, diyalog süreçleriyle ilgili olarak belirlenen ‘ilke ve politikalar’ kendi inancınızla çelişmiyorsa, yani siz kendi açınızdan ‘tebliğ’ yükümlülüğünüzü yerine getirme çabası içindeyseniz, buna elbette kimse bir şey diyemez. O halde burada sorun, diyalog çalışmalarının İslamî ilkelerle çelişmemesinden ibarettir.

Bununla birlikte hıristiyan örgütleri, mensuplarının birer fert olarak Müslümanlar’la diyaloğa girmesine izin vermezler. O nedenle, dinlerarası diyalog denilen ve bir tarafında ‘örgütlü kilise’lerin yeraldığı münasebetlerin, gerçekte o örgütlerin arzuladıkları ve planladıkları sonuçlar dışında bir şeye hizmet etmesi zordur. Nitekim, 1962’den 1965’e kadar süren II. Vatikan Konsülü, “kilise içi demokratikleşme, dinlerarası diyalog [Diyaloğun kökenine dikkat!], başka dinlere saygı, ayinlerin yenilenmesi” gibi hususları gündeme getirmişti.

Burada şu ayetler delil olarak gösterilemez: “Allah, sizinle din hususunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi ve kendilerine adaletli davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adalet gösterenleri sever. / Allah, yalnızca sizinle din hususunda savaşanlara, sizi yurtlarınızdan çıkaranlara ve çıkarılmanıza arka çıkanlara dostluk etmenizi yasaklıyor. Her kim de onlara dostluk ederse, işte onlar, kendilerine yazık eden zalimlerdir.” (Mümtehıne, 60/8-9) Evet böyledir, fakat örgütler, bütün eylemleri dikkate alınarak değerlendirilirler. Papa, fert olarak Müslümanlar’ı yurdundan çıkarmamış olabilir, ama Papalık kurumu tarih boyunca bunu yapmıştır. Haçlı Seferleri de Papalık’la bağlantılıdır.

İşte bu noktada, bazılarının şu türden sorular yönelttikleri görülmektedir: “Yani her doğru her yerde söylenmeli mi sizce? Amaç ortak noktaları bulmakken insanları birbirine düşürmek mi olmalı?” Evet, her doğruyu her yerde söylemek doğru olmayabilir, ama bu, söylenmesinde fayda olmayan veya söylenmesi zaruret içermeyen doğrular için geçerlidir. “Nasılsın Kör Kadı?” demek yerine, “Nasılsınız Kadı Efendi?” diye hitap etmek, her ne kadar Kadı efendi âmâ olsa da herhalde daha iyidir. Ama, Müslümanlar’la Hıristiyanlar arasındaki diyalog faaliyetinde Allahü Teala’nın birliğine, Tevhid inancına vurguda bulunmak zorunludur; çünkü bu kesin bir emirdir. Aksi takdirde bu yapılan ‘diyalog’ diye adlandırılamaz; buna başka bir ad vermek gerekir.

Ayrıca, “ortak noktalar”ın ne olduğu konusunda da açık ve doğru bir fikrimizin bulunması icap eder. Ortak noktalarımız “ortak çıkarlar” mıdır? Ortak çıkarlarsa, buna “çıkarların diyaloğu” adını vermek gerekir, “din” kavramını işin içine bulaştırmak haksızlık olur. Ayet-i kerimenin manası gayet açık: “De ki: ‘Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin.’ Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: ‘Şahit olun, biz müslümanlarız.’ ” (Âl-i İmran, 3/64)

Peygamber Efendimiz s.a.s. tevhid mesajını Mekke’de yaymaya başladığında, müşrikler ona şöyle diyorlardı: “Biz de Allah’a inanıyoruz ama putlar bizim şefaatçılarımız. Sen putlarımızı reddederek aramıza ikilik soktun, kardeşi kardeşe, babayı oğula düşürdün, akrabalar arasına düşmanlık getirdin.” Evet, böyle diyorlardı. İnsanları birbirlerine düşürenler; yalan ve iftiraları heryerde yayan, buna karşılık doğruların söylenmesini yasaklayanlardır. Mekke toplumunda köle, kadın ve yabancıların hangi konumda oldukları biliniyor. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömen adamlar işte böyle ‘suret-i hak’tan görünerek konuşuyorlardı. Aynı şeyi bugün Batılılar yapıyorlar.

Batılılar, Yahudi soykırımının boyutlarının tartışılmasını bile yasaklıyorlar, benzer şekilde Ermeni soykırımının inkârını bile suç olarak görüyorlar. Oysa, “Barika-i hakikat müsademe-i efkârdan doğar”. Tarihî olayları belge ve bilgiler ışığında sürekli yeniden değerlendirmek doğaldır, onlar tartışılmaz dogmalar olarak görülemezler. Tartışmayı susturduğunuzda, karşı tarafın getireceği yeni belgelerin ortaya çıkmasını istemiyorsunuz, ‘gerçek’ten kaçıyorsunuz demektir. Batılılar önyargılı olabilirler, onların önyargılarının şiddeti, kendi ‘temel ve vazgeçilmez’ doğrularımızı dile getirmekten bizi alıkoymamalıdır.

İkinci olarak, ayet-i kerimelerde Hıristiyanlar’la diyalog ve dostluktan değil, “en güzel şekilde mücadele”den bahsedildiği unutulmamalıdır. En güzel şekilde de olsa, sonuçta bu bir “mücadele”dir: “Kitap ehlinden zulmedenler hariç, onlarla en güzel şekilde mücadele edin. Ve onlara şöyle deyin: ‘Bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim ilahımız da, sizin ilahınız da birdir. Biz O’na teslim olmuşuz’.” (Ankebut, 29/46)

Evet, diyalog gerekli ve faydalı olabilir, ama şu ayet-i kerimede belirtildiği gibi olmalıdır: “İşte onun için sen (Tevhid’e) dâvet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heveslerine uyma ve de ki: Ben Allah'ın indirdiği Kitab'a inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz de sizedir. Aramızda tartışılabilecek bir konu yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar, dönüş de O'nadır.” (Şûra, 42/15)

Bu ayette diyaloğun şartları sıralanmış bulunuyor: 1. Tevhid’e davet vazifesi yapılacak, 2. Dosdoğru olunacak, 3. Hıristiyanlar’ın heva ve heveslerine uyulmayacak, 4. Adalete riayet edilecek, 5. Onların rablerinin de ancak Allah c.c. olduğu belirtilecek, 6. Onların işlediklerinden uzak olunduğu vurgulanacak, yani diyalog bir işbirliği ve ortak eylem planı haline getirilmeyecek, 7. Tevhid inancına davet dışındaki birtakım teferruat kabilinden meselelerle vakit geçirilmeyecek.

“Yemin olsun ki, ehl-i kitaba her türlü ayeti getirsen yine de onlar senin kıblene dönmezler. Sen de onların kıblesine dönecek değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine dönmezler. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman hakkı çiğneyenlerden olursun.” (Bakara Suresi, 145)
NETYAZİ  
   
Başlıklar  
 

- Opera 11

beklenenden daha iyi

- Microsoft Security Essantials

Nihayet Microsoft, Antivirüs programını yaptı

- İşte Google EARTH 6.0 (uydu görüntüsü)

3boyutun keyfini çıkartın

- Sizden Gelenler

- Yaz Gönder

- Sorularınız

 
DUYURULAR
 
 
“sitemiz yapım aşamasındadır. Çok yakında Tarihi konularımız yeterli seviyeye ulaşacaktır
sitemize yeni eklenenler
Tasavvufu Öğrenmek İsteyenler Sitemizi Araştırsınlar
Demokrasinin, Laikliğin ve Milliyetçiliğin Çıkmazları
Hasırcızade Tarihi(yakında tamamlanacaktır)


Dini Videolar(M.Zahid Kotku ve Khalid Yasin)
Dini Meseleler
CanlıTV
ss
 
Haberler  
   
Bugün 1 ziyaretçi (2 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol